Tarık'ın Paylaşma Sırrı için kapak görseli

Tarık'ın Paylaşma Sırrı

Bu masal Minnoş için Tarık tarafından oluşturuldu.
Tarih yükleniyor...

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil bir ormanın kenarında şirin mi şirin bir evde Tarık adında akıllı mı akıllı bir çocuk yaşarmış.

Tarık, dünyadaki en sadık dostu, yumuşacık tüyleri ve meraklı gözleriyle Minnoş adında bir kediyle yaşardı. Minnoş, Tarık'ın her şeyiydi; oyun arkadaşı, sırdaşı, hatta bazen de uykusunda mırıldandığı tatlı melodilerin sahibi. Tarık'ın en sevdiği eşyası ise pırıl pırıl parlayan, gökkuşağı renklerinde dönen bir topuydu. Bu top, güneş ışığında adeta dans eder, Tarık'ın odasını aydınlatırdı. Minnoş da bu topa bayılır, onu patisiyle ittirip kovalamayı çok severdi.

Ancak Tarık, bu özel topunu pek kimseyle paylaşmak istemezdi. Hele ki ormandan gelen komşularıyla... Bazen pencereden bakar, ormanda yaşayan sincapların telaşını, tavşanların otların arasında koşturmasını izlerdi. Onlar neşeyle koştururken, Tarık gökkuşağı topunu kucağına alır, daha sıkı sarılırdı. "Bu benim topum," diye düşünürdü kendi kendine, "Kimse benim kadar güzel oynayamaz onunla."

Bir öğleden sonra, güneşin altın rengi ışıkları bahçeyi ısıtırken, Tarık gökkuşağı topuyla oynuyordu. Minnoş da yanında kıvrılmış, keyifle oyununu izliyordu. Birden, ağacın dalından bilge mi bilge görünen yaşlı bir baykuş, "Huuu huu! Ne güzel bir top o, genç dostum!" diye seslendi. Tarık şaşkınlıkla başını kaldırdı. Baykuşun gözleri merakla topa takılmıştı. Hemen ardından, neşeli bir sincap ağacın gövdesinden aşağı kayarak yaklaştı. "Vay canına! Hiç bu kadar parlak bir şey görmemiştim!" diye cıvıldadı. Ardından, sessiz adımlarla bir tavşan da çalılıkların arasından çıktı, burnunu havada titreterek topa baktı. "Oyun oynamak çok eğlenceli olurdu," diye mırıldandı nazikçe.

Tarık'ın kalbi hızla çarpmaya başladı. Kendi özel topu... Paylaşmak mı? Aklına hemen, "Ya topum kirlenirse? Ya geri getirmezlerse? Ya bir yerini kırarlarsa?" gibi endişeler doldu. Elini sıkıca topunun üzerine koydu. "Bu benim," dedi kısık bir sesle, gözleri yere bakar gibiydi. Minnoş, Tarık'ın elini hafifçe yalayarak ona destek olmaya çalıştı, sonra da merakla hayvanlara baktı.

Yaşlı Baykuş Bilge, Tarık'ın endişesini anlamış gibiydi. Sakin bir sesle konuştu: "Biliyoruz, o senin en değerli oyuncağın. Ama biz de sana getirdiklerimizi paylaşmak isteriz. Mesela Fındık (sincap), en tatlı meşe palamutlarını senin için topladı. Pamuk (tavşan) da bahçenin en taze yoncalarından getirdi. Birlikte oynarsak, belki biz de sana ormandan topladığımız en güzel çiçekleri, en renkli yaprakları getirebiliriz. Paylaşınca oyunlar daha neşeli olmaz mı?" Sincap Fındık hemen yerden parlak bir meşe palamudu çıkardı, Tavşan Pamuk ise en taze görünen yoncayı sundu.

Tarık, hayvanların gözlerindeki samimiyete baktı. Onların istekleri kötü niyetli değildi, sadece oynamak istiyorlardı. Kendi topuyla oynarken hissettiği neşeyi, şimdi bu küçük dostlarıyla paylaşırsa ne olacağını düşündü. Belki de Baykuş haklıydı. Belki de paylaşmak, neşeyi çoğaltırdı. Minnoş, Tarık'ın bacağına sürtünerek onu cesaretlendirdi. Tarık derin bir nefes aldı. Gökkuşağı topunu yavaşça yerden aldı ve Sincap Fındık'ın uzattığı meşe palamuduna baktı. "Tamam," dedi gülümseyerek. "Oynayalım!"

Tarık, topu nazikçe Fındık'ın olduğu yöne doğru yuvarladı. Fındık neşeyle topun peşinden koştu, onu patisiyle ittirdi. Tavşan Pamuk da merakla topa yaklaştı, nazikçe burnuyla dokundu. Baykuş Bilge, dalında keyifle onları izliyordu. Minnoş da oyunun bir parçası olmuştu, topun peşinde zıplıyor, mırlıyordu. Tarık, onların mutluluğunu görünce kendi içinde tarifsız bir sevinç hissetti. Kendi topuyla tek başına oynarken hissettiği keyiften çok daha fazlasıydı bu. Orman hayvanları, Tarık'ın getirdiği hediyeleri (palamut ve yonca) kenara koyup, hep birlikte topu yuvarlamaya devam ettiler. Tarık, hayvanlardan topladığı rengarenk yaprakları ve çiçekleri göstererek onlara teşekkür etti.

O gün Tarık anladı ki, en sevdiği oyuncakları bile paylaşmak, aslında onu kaybetmek değil, aksine daha büyük bir mutluluk kazanmaktı. Paylaştıkça dostluklar büyür, neşe çoğalırdı. Hayvanlar da Tarık'a minnettar kalmışlardı. O günden sonra Tarık, gökkuşağı topunu ormandaki arkadaşlarıyla oynamaktan büyük keyif aldı. Birlikte oyunlar oynadılar, birbirlerine ormandan topladıkları güzellikleri getirdiler.

Akşam güneşi ufukta kızıla boyanırken, Tarık penceresinden dışarıya baktı. Bahçede bıraktığı rengarenk çiçekler ve parlak meşe palamutları duruyordu. Minnoş, Tarık'ın kucağında mırıldanarak uyukluyordu. Tarık, kalbinde sıcacık bir huzur hissediyordu. Biliyordu ki yarın yeni maceralar, yeni paylaşımlar onu bekliyordu ve bu düşünce onu derin bir uykuya daldırdı, rüyalarında gökkuşağı renklerinde uçuşan toplarla, neşe içinde koşturan dostlarıyla dans etti.

📂 KATEGORİLER:

🏷️ ETİKETLER:

🌙 Masalı Beğendiniz mi?
Bu hikâyeye birkaç güzel kelimeyle siz de dokunun. Yorumunuzu bırakın, diğer ailelere ilham olun.

Bir Yorum Bırakın

✨ Henüz yorum yok... İlk iz bırakan siz olun!