Zamanın Unutulan Treni için kapak görseli

Zamanın Unutulan Treni

Tarih yükleniyor...

Bir zamanlar, en ufak bir fısıltının bile büyük bir gizeme dönüşebildiği, eski bir evin tavan arasında Ali adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Ali, yedi yaşındaki kardeşi Can’dan çok daha büyük ve olgun olduğunu düşünür, kendini ailenin baş dedektifi ilan ederdi. Her kaybolan çorap, her eksik kurabiye onun için çözülmesi gereken bir vakaydı. Ama bu kez durum farklıydı. Can’ın en sevdiği oyuncak, ahşap, kırmızı renkli, küçük bir tren aniden ortadan kaybolmuştu. Can, gözleri dolu dolu, trenini en son çalışma masasının üzerinde bıraktığını iddia ediyordu. Ali, bu iddianın peşine düşmeye kararlıydı.

Ali, elinde büyüteciyle evin her köşesini, her deliğini didik didik aradı. Koltukların altına baktı, perdeleri kaldırdı, hatta saksıların arkasına bile göz gezdirdi. Hiçbir iz yoktu. Can’ın üzüntüsü yüreğine dokunuyordu. Tavan arasına çıkmaya karar verdi, belki de orada, eski eşyaların arasında unutulmuştu. Tavan arası, dedelerinin icatlarıyla dolu, tozlu ama aynı zamanda büyülü bir yerdi. Eski sandıkların birinden garip bir parıltı geldiğini fark etti. Parlayan şey, dedesinin hep "Zaman Kadehi" dediği, fakat aslında bir cep saati olan, paslı ve işlemeli bir saatti. Eli saatin soğuk metaline değdiğinde, saatin kadranındaki sayılar çılgınca dönmeye başladı. Bir an her yer bulanıklaştı, odanın duvarları eriyip aktı ve Ali kendini aynı tavan arasında, ama bambaşka bir zamanda buldu.

Saat, onu birkaç gün öncesine, Can’ın treninin kaybolmasından hemen önceki zamana getirmişti. Ali, gözlerine inanamadı. Kendi evini, ama biraz daha eski, biraz daha farklı bir halini görüyordu. Gizlice, görünmez bir hayalet gibi etrafta dolaşmaya başladı. Can’ı gördü, neşeyle ahşap treniyle oynuyordu. Treni çalışma masasının üzerine bıraktı ve annesinin sesiyle mutfağa koştu. Ali bekledi, Can’ın geri gelmesini, treni tekrar almasını bekledi. Ama Can gelmedi. Bunun yerine, kapıdan içeri başka bir çocuk girdi. Şaşkınlıkla baktı, bu çocuk kendisiydi! Geçmişteki Ali, Can’ın trenine uzandı. "Bu treni arkadaşıma göstermeliyim," diye mırıldandı geçmişteki Ali, "Harika bir sihir numarası biliyorum, treni yok edip geri getireceğim!" Treni gizlice cebine atıp dışarı fırladı.

Ali, kendi geçmişindeki halini izlerken kalbi hızla çarptı. Geçmişteki Ali, arkadaşına treni göstermiş, sonra da heyecandan treni parktaki bir bankın altına saklamıştı, "Akşam geri alırım," diye düşünerek. Ama o akşam büyükbaba onlara sürpriz yapmış, parka gitmek yerine hep birlikte dondurma yemeye gitmişlerdi. Geçmişteki Ali de treni oracıkta unutmuştu. Gizemin çözümü basitti, ama Ali için şaşırtıcıydı. Treni o saklamış, daha doğrusu unutmuştu. Can’a söylemeden, bir anlık hevesle alması ve sonra unutması, bu küçük gizemi yaratmıştı. Ali, bu durumun Can’ı ne kadar üzdüğünü biliyordu. Kendine küçük bir söz vermişti: bir daha asla kimseye söylemeden bir eşyayı almayacaktı, ne kadar küçük olursa olsun. Dürüstlük, en basit gibi görünen durumlarda bile önemliydi.

Zaman saati tekrar titredi ve Ali kendini şimdiki zamanda, tavan arasında buldu. Yüzünde bir gülümseme vardı. Artık ne yapacağını biliyordu. Hızla parka koştu, dün oynadığı bankın altına baktı. Evet, oradaydı! Ahşap tren, sanki hiçbir şey olmamış gibi, hafifçe tozlanmış ama sapasağlam duruyordu. Ali, treni avucuna aldı, içinde garip bir sıcaklık hissetti. Treni alıp eve döndüğünde Can, hala üzgün bir şekilde koltukta oturuyordu. Ali, treni yavaşça Can’ın avucuna bıraktı. Can’ın gözleri parladı, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. "Trenim!" diye bağırdı, Ali’ye sıkıca sarıldı.

Ali, küçük kardeşine sımsıkı sarılırken, bu olayın sadece kayıp bir oyuncağın bulunması olmadığını biliyordu. Bu, aynı zamanda kendi içinde bir şeyleri bulmak, dürüstlüğün ve sorumluluğun küçük adımlarla başladığını anlamaktı. Tavan arasındaki o gizemli saat, ona sadece geçmişe gitme fırsatı değil, aynı zamanda gelecekte daha iyi bir abi ve daha dürüst bir insan olma dersi vermişti. Güneş batarken, evin içinde Can’ın neşeli sesi ve Ali’nin hafiflemiş kalbiyle, her şeyin yolunda olduğu huzurlu bir akşamdı.

🌙 Masalı Beğendiniz mi?
Bu hikâyeye birkaç güzel kelimeyle siz de dokunun. Yorumunuzu bırakın, diğer ailelere ilham olun.

Bir Yorum Bırakın

✨ Henüz yorum yok... İlk iz bırakan siz olun!