Tarık'ın Parlayan Tohumları ve Bilge Baykuş Atlas için kapak görseli

Tarık'ın Parlayan Tohumları ve Bilge Baykuş Atlas

Bu masal Atlas için için Tarık tarafından tarafından oluşturuldu.
Tarih yükleniyor...

Bir zamanlar, bilim deneyleriyle dolu heyecanlı bir dünyada yaşayan meraklı bir çocuk vardı. Adı Tarık'tı. Tarık'ın en yakın arkadaşı ise kanatlarının altında bilgelik taşıyan, geceleri gökyüzünde süzülen konuşan bir baykuştu: Atlas. Okulda bilim fuarı yaklaşıyordu ve Tarık'ın zihninde parıldayan, kimseye söylemediği muhteşem bir deney fikri vardı. Bu deney, bitkileri inanılmaz bir şekilde parlatacaktı ve Tarık bunun sırrını bulmuştu bile.

Evdeki çalışma masası, Tarık için sihirli bir laboratuvardı. Renkli cam şişeler, borular ve not defterleriyle doluydu. Gece olduğunda, Atlas genellikle penceresinin pervazına konar, parlak gözleriyle Tarık'ın heyecanlı telaşını izlerdi. "Bu yeni deneyin ne hakkında, küçük bilim insanı?" diye sorardı yumuşak sesiyle. Tarık, sırrını bir sandık içinde saklar gibi, "Sihirli bir ışık büyüsü, Atlas," diye fısıldardı. "Ama sırrı şimdilik bende kalmalı. En iyisi olmalı!" Atlas, bilgece başını salladı. "Bilgi, paylaşıldıkça çoğalan bir tohum gibidir, Tarık. Tek başına büyüyen bir ağaçtan çok daha fazlasını verebilir."

Ertesi gün okul, bilim fuarı hazırlıklarıyla cıvıl cıvıldı. Sınıf kapıları ardına kadar açıktı, masalar deney düzenekleriyle doluydu. Tarık, sırt çantasına gizlediği özel malzemeleriyle sınıfa girdi. Etrafına baktı; bazı arkadaşları haritalar hazırlıyordu, kimileri volkan modelleri üzerinde çalışıyordu. Herkes kendi projesine odaklanmıştı. Tarık da kendi fikrini kimseye söylememekte kararlıydı. Ancak kalbinde küçük bir ses, "Acaba yalnız kalmak en iyisi mi?" diye fısıldıyordu.

Gözleri, sınıfın köşesinde oturan arkadaşı Elif'e takıldı. Elif'in yüzü asıktı. Önündeki saksıdaki minik fideler solgun görünüyordu ve Elif'in deneyi pek de ilerlememişti. Sürekli bir şeyleri karıştırıyor, not defterine çaresizce bakıyordu. Tarık, Elif'in hayal kırıklığını hissedebiliyordu. Kendi parlak fikri aklına geldi ama aynı zamanda Elif'in üzüntüsü de içini burkuyordu. Atlas'ın sözleri kulaklarında çınladı: "Bilgi, paylaşıldıkça çoğalan bir tohum..."

Tarık bir an duraksadı. İçinde bir mücadele vardı. Bilim fuarında birinci olmak istiyordu, projesinin herkesi büyülemesini hayal ediyordu. Ama Elif'in böyle mutsuz olduğunu görmek de istemiyordu. Parlayan bitki fikri ve Elif'in solgun fideleri arasında gidip geliyordu. Acaba sırrını paylaşmak, kendi başarısını tehlikeye atmak mı olurdu? Yoksa paylaşmak, ona başka türden bir mutluluk mu getirirdi? Atlas'ın bilgece öğüdü, bu karmaşada ona yol gösteren bir ışık gibiydi.

Derin bir nefes aldı ve kararını verdi. Yavaşça Elif'in masasına doğru yürüdü. "Merhaba Elif," dedi yumuşak bir sesle. "Deneyin nasıl gidiyor? Biraz yardıma ihtiyacın var mı?" Elif başını kaldırdı, gözleri doluydu. "Fidelerim hiç büyümüyor Tarık. Ne yaparsam yapayım, cansızlar." Tarık gülümsedi. "Belki sana bir fikir verebilirim," dedi. Sonra, gözlerinin içi parlayarak, kendi parlak bitki deneyi fikrini ve onu nasıl yapacağını, hatta kullandığı o özel, ışık saçan malzemeyi anlatmaya başladı.

Elif'in yüzü aniden aydınlandı. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü. "Bu harika! Tarık, bu inanılmaz! Belki... belki senin sırrını benim deneyime katabiliriz? Ya da benim kullandığım özel toprak karışımı senin bitkilerini daha da canlandırır?" İkisi de heyecanlanmıştı. Birlikte çalışmaya başladılar. Tarık'ın parlak tohumlarını Elif'in verimli toprağıyla buluşturdular. Birbirlerinin fikirlerini dinlediler, malzemelerini paylaştılar ve ikisi de daha önce hiç görmedikleri kadar canlı, ışık saçan bitkiler elde ettiler. Ortak çalışmanın getirdiği neşe, ikisini de sardı.

Bilim fuarı günü geldiğinde, Tarık ve Elif yan yana durdular. Saksılarından yayılan yumuşak, büyüleyici ışık, tüm sınıfı aydınlatıyordu. Projelerini birlikte sundular, nasıl fikir alışverişi yaptıklarını ve birbirlerine nasıl yardım ettiklerini anlattılar. Belki bireysel olarak birinci olmadılar ama ortaya çıkan şey, tek başına elde edilemeyecek kadar güzeldi. Jüri üyeleri ve diğer öğrenciler, onların işbirliğini ve yaratıcılığını hayranlıkla izlediler. Tarık, kalbinin içinde tarifsiz bir huzur ve mutluluk hissediyordu.

Akşam eve döndüğünde, Atlas pencere pervazında onu bekliyordu. Tarık, günün en güzel anısını, Elif ile birlikte çalışıp paylaştığı anları anlattı. "Haklıydın Atlas," dedi gülümseyerek. "Bilgi ve mutluluk, paylaşıldıkça gerçekten çoğalıyormuş. Birlikte çalışmak, tek başına kazanmaktan çok daha değerliymiş." Atlas, bilge gözleriyle Tarık'a baktı ve tatlı bir sesle, "Senin ışığın her zaman parlayacak, Tarık," dedi. Tarık, bilimin sadece keşfetmek değil, aynı zamanda paylaşmak ve birlikte büyümek olduğunu öğrenmişti. Yatağına uzandığında, içi huzurla doluydu; yarın yeni deneyler ve belki de yeni paylaşımlar için sabırsızlanıyordu.

🌙 Masalı Beğendiniz mi?
Bu hikâyeye birkaç güzel kelimeyle siz de dokunun. Yorumunuzu bırakın, diğer ailelere ilham olun.

Bir Yorum Bırakın

✨ Henüz yorum yok... İlk iz bırakan siz olun!