
Zorlayıcı Duygular İçin Mini Masallar: Kısa Hikâyelerin Gücü
Özet
· Mini masallar, 3-6 yaş çocukların korku, öfke, hayal kırıklığı, utanç, ayrılık kaygısı gibi zorlayıcı duygularını güvenli bir şekilde dışa vurmalarını sağlar. Kısa hikâyeler, çocuğun kendi duygusunu üçüncü bir kişinin gözünden görüp anlamasına yardımcı olur.
· Hikâye anlatımı bilimsel olarak çocuk beyninde pozitif etkiler yaratır: Masal dinleyen çocuklarda stres hormonu kortizol düşer, “iyi hisset” hormonları (oksitosin, dopamin) artar[13]. Bu sayede çocuk sakinleşir, empati kurma ve duygu düzenleme becerileri gelişir[8][9].
· Hikâye yapısı (sorun-çözüm, başlangıç-bitiş) çocuklara problem çözmeyi ve duyguların geçici olduğunu öğretir. Masallardaki karakterlerin hatalar yapıp ders çıkarması, çocukta resilience (yılmazlık) ve öz güven geliştirir[17]. Çocuk, masallarla büyük hayat derslerini kolayca içselleştirir.
· Evde hikâye rutini oluşturarak masalların gücünden yararlanabilirsiniz. Duygu odaklı kısa hikâyeler okuyup çocuğunuza sorular sorun, onu masala dahil edin. Kişiye özel masallar özellikle etkilidir: Çocuğunuzu hikâyenin kahramanı yaparak onun kendi duygularıyla yüzleşmesini ve çözüm üretmesini destekleyebilirsiniz. (Örneğin, Masalbotu.com gibi araçlarla çocuğunuza özel masallar oluşturabilirsiniz.)
Ebeveynler bilir: küçük çocukların duyguları mini masallar kadar renkli ve büyüktür. 3-6 yaş arasındaki çocuklar, korku, öfke, hayal kırıklığı, utanç veya ayrılık kaygısı gibi zorlayıcı duygular ile henüz başa çıkmayı bilmez. Bir oyuncağı paylaşamadığında yaşanan öfke krizi ya da karanlık oda korkusuyla yatağa gitmek istemeyen minikler, anne babalar için de zorlu anlardır. Peki çocuklar için kısa hikâyeler, bu büyük duygularla baş etmede gizli bir anahtar olabilir mi? Merak uyandıran bu konuda yapılan araştırmalar, hikâye anlatımının çocukların duygusal gelişiminde sandığımızdan çok daha büyük bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu yazıda, mini masalların çocukların duygularını düzenlemedeki rolünü, beynimize etkilerini ve evde uygulamanın püf noktalarını bilimsel veriler ışığında keşfedeceğiz.
Zorlayıcı Duygular: Küçük Çocukların Büyük Hisleri
Her şeyden önce, 3-6 yaş çocukların yoğun duygular yaşamasının normal olduğunu unutmayalım. Beyinlerinin "duyguları kontrol eden" bölümleri henüz gelişim aşamasındadır[1]. Özellikle okul öncesi dönemde dil becerileri sınırlı olduğundan, hissettiklerini sözcüklerle ifade etmek yerine öfke nöbetleriyle veya ağlayarak göstermeleri sık görülür[2]. Örneğin Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre küçük çocuklarda sinir krizleri ve agresif tepkiler yaygındır; çünkü henüz dürtü kontrolünü ve sabretmeyi öğrenme aşamasındadırlar[2]. Bu “büyük duygular” aslında gelişimin sağlıklı bir parçasıdır. Ebeveyn olarak önemli olan, çocuğa duygusunun anlaşıldığını hissettirip onu güvenli bir şekilde yönlendirmektir. İşte burada devreye masallar girer.
Masallar, yüzyıllardır çocukların iç dünyasını şekillendiren güçlü araçlardır. Uzmanlar masalların, çocuğun hayal gücünü genişleten, duygusal gelişimini besleyen ve ahlaki pusulasını şekillendiren güçlü anlatılar olduğunu vurgular[3]. Nitekim ünlü psikolog Bruno Bettelheim de masalların çocuklarda bastırılmış duyguların dışavurumu için bir araç olabileceğini belirtmiştir[4]. Yani çocuklar, günlük yaşamda ifade etmekte zorlandıkları korku veya kıskançlık gibi duyguları, bir masal kahramanının macerası üzerinden yaşayabilirler. Masaldaki kahramanın karşılaştığı engeller ve çözümler, çocuğun iç dünyasında da paralel bir problem çözme süreci başlatır[4]. Sonuçta çocuk, kendi korku veya üzüntüsünü bu sembolik yolculuk sayesinde tanımlamayı ve dönüştürmeyi öğrenir[5]. Kısacası, zorlayıcı duygular çocuk için anlaşılmaz ve kontrolsüz bir fırtına gibiyken, iyi seçilmiş bir hikâye bu fırtınayı dindirecek bir rehber olabilir.
Mini Masalların Duygu Düzenlemedeki Rolü
Kısa masallar, çocukların duygularını düzenlemeyi öğrenmesinde eşsiz bir köprü görevi görür. Bir hikâye dinlerken çocuk, duyguların nasıl ortaya çıktığını ve yönetilebileceğini gözlemler. Örneğin, bir masalda kahramanın çok kızdığında derin nefes alarak sakinleştiğini görmek, çocuğa model olabilir. Yapılan araştırmalar, hikâyelerin çocuklara doğrudan öğüt vermekten daha etkili olduğunu gösteriyor. Bir kural veya uyarı, çocuğa sıkıcı gelebilir; ancak bir masal onları büyülü bir dünyada sorunun çözümüne götürür. Nitekim ChildBuilders uzmanları, “Çocuklar hikâyelerde duyguların yaşandığını ve yönetildiğini görür; bu dışarıdan birine olduğu için kendilerini yargılanmış hissetmez, bunun yerine karakterle özdeşim kurup durumu düşünür ve öğrenir” diyerek hikâyelerin öğütlerin yapamadığını başardığını vurguluyor[6][7]. Yani masallar, çocuklara güvenli bir duygusal alan sunuyor.
Bu güvenli alanda çocuk, kendi duygusuyla yüzleşmeden onu dışarıdan izleme fırsatı buluyor. Örneğin karanlıktan korkan bir çocuk, gece olmaktan korkan küçük bir tavşanın hikâyesini dinlediğinde, “Aslında yalnız değilim, başkaları da korkabilir” duygusunu yaşıyor[7]. Hikâyeler, çocuklara duygularının normal olduğunu hissettirir; anlaşıldıklarını ve görüldüklerini düşündürür[7]. Bu da yoğun duyguların yarattığı stresi azaltır. UNICEF de yüksek sesle kitap okumanın bir tür iyileştirme terapisi gibi işleyebileceğini, çocuğun öykü karakterlerinin deneyimlerine bağ kurarak stresini azalttığını ve negatif duygularını hafiflettiğini belirtiyor[8]. Bir başka deyişle, çocuk masaldaki karakterin korkusunu veya üzüntüsünü paylaşırken kendi duygusunu da dengelemeye başlar.
Hikâyeler aynı zamanda çocukların empati becerisini besleyen bir toprak gibidir. Farklı duygular yaşayan karakterleri izleyen çocuk, onların yerine kendini koyar. Bu sayede başkalarının neler hissettiğini anlamayı öğrenir. Araştırmalar, masal dinleyen çocukların yalnızlık duygusunun azaldığını ve empati kurma becerilerinin arttığını gösteriyor[9]. Örneğin, hikâyede dışlanmış bir çocuk karakter görmek, çocuğunuza başkalarını oyuna almanın önemini hissettirebilir[10]. Masal bittiğinde çocuğunuz belki de “Ben olsam onu yalnız bırakmazdım” diyecek ve gerçek hayatta da daha düşünceli davranacaktır. Bu şekilde, mini masallar sadece bireysel duyguları düzenlemekle kalmaz, sosyal duygusal gelişime de katkı sağlar.
Elbette burada hikâyenin içeriği ve üslubu kritik önem taşır. Masalın yaşa uygun, güven verici ve yargılayıcı olmayan bir dilde olması gerekir. Terapötik masal yaklaşımı tam da bunu yapar: Çocuğun duygu dünyasına nazikçe dokunan, onu ürkütmeden yönlendiren hikâyeler... Örneğin, öfke duygusunu ele alan bir mini masalda, kahraman çok sinirlendiğinde etrafına zarar vermek yerine duygusunu ifade etmeyi öğrenir ve sonunda sorun çözüme kavuşur. Bu tür yapıcı hikâyeler, çocuğa “Öfkelensen bile seviliyorsun ve birlikte çözebiliriz” mesajını iletir. Uzmanlar, “Adını Koy, Tetikliliği Azalt” tekniğiyle benzer bir noktaya değinir: Çocuğun yaşadığı duyguyu hikâyeleştirip isimlendirmek, beynin mantık tarafını devreye sokarak duygusal fırtınayı dindirir[11]. Ünlü nöropsikiyatrist Dr. Dan Siegel’in ifade ettiği bu yöntem, masal anlatımının duygusal düzenlemedeki gücünü bir kez daha ortaya koymaktadır.

Hikâye Anlatımının Nörobilimsel Etkileri
Masallar sadece kalbe değil beyne de hitap eder. Bir hikâye dinlerken çocuğun beyninde birçok bölge aynı anda çalışır: Dil merkezi, hayal gücü, bellek ve duygusal işlemleme merkezleri harekete geçer[12]. Nörobilim araştırmaları, hikâye dinleyen çocukların beyninde ayna nöronların etkinleştiğini ortaya koyuyor[12]. Ayna nöronlar, başkalarının yaptıklarını veya hissettiklerini izlediğimizde sanki biz yaşıyormuşuz gibi beyni harekete geçiren hücrelerdir. Dolayısıyla, çocuk masaldaki bir karakterin korktuğunu duyduğunda kendi beyninde de korkuyla ilişkili bölgeler çalışır; karakter cesur davranıp engeli aştığında ise rahatlama hissi çocukta da oluşur. Bu sayede, masal dinlemek aslında çocuk için kontrollü bir duygu pratiğidir.
Bilim insanları, hikâye anlatımının vücutta fizyolojik değişimler bile yarattığını kanıtladı. 2021’de PNAS dergisinde yayımlanan bir çalışmada, hastanede yatan çocuklarla yapılan deneyde 30 dakikalık masal okumanın çarpıcı etkileri gözlemlendi. Hikâye dinleyen çocukların stres hormonu olan kortizol seviyeleri belirgin biçimde düşerken, bağlanma hormonu olarak bilinen oksitosin seviyeleri yükseldi[13]. Üstelik aynı süre boyunca bilmece gibi başka bir etkinlik yapan kontrol grubuna kıyasla masal anlatımı, çocuklarda iki kat daha fazla olumlu etki sağladı[13]. Yani masal dinleyen çocukların bedenlerinde stres azalması ve rahatlama, somut olarak ölçülebilir hale geldi. Bu araştırmada çocuklar kendi ağrılarını dahi masal sonrası daha hafif bildirdiler ve hastaneyle ilgili daha pozitif duygular dile getirdiler[13][14]. Bu sonuçlar, hikâye anlatımının psikolojik olduğu kadar biyolojik bir iyileştirici gücü de olduğunu gösteriyor.
Hikâye sırasında ebeveyn veya anlatıcıyla çocuğun kurduğu sıcak iletişim de beynin ödül mekanizmalarını çalıştırır. Samimi bir hikâye anında gülümsemek, birlikte kahkaha atmak bile oksitosin salgılanmasını artırır ve ebeveyn-çocuk arasındaki bağı güçlendirir[15]. Oksitosin salgısı arttığında çocuk kendini daha güvende hisseder; güven duygusu da öğrenmeye ve duygu düzenlemeye zemin hazırlar. Ayrıca gülme ve keyif alma anlarında stres hormonu kortizolün azalması, çocuğun kaygı düzeyini düşürür[15]. Dolayısıyla, eğlenceli bir mini masal yalnızca hikâye gibi görünse de çocuğun sinir sistemini sakinleştiren, beyin kimyasını pozitif yönde etkileyen bir terapi gibidir.
Nörobilimsel olarak bakıldığında, masal dinlemek küçük yaş çocuklarda beynin sağ ve sol yarımkürelerini de bütünleştirir. Masallar, bir yandan duygusal sağ beyni meşgul ederken bir yandan dil ve mantık merkezlerini barındıran sol beyni çalıştırır. Bu da “duygu” ile “mantık” arasında köprü kurulmasına yardımcı olur. Dr. Dan Siegel’ın belirttiği üzere, hikâyeleştirme yoluyla çocuğun sağ beyin kaynaklı duygusal taşkınlıkları, sol beynin dil ve mantık desteğiyle yatıştırılabilir[11]. Örneğin, öfke nöbeti geçiren bir çocuğa hemen “neden sinirlendiğini” sorup mini bir hikâye gibi olayı anlattırmak ya da anlatmak, beynin üst bölümlerini (mantıklı düşünen kısım) devreye sokarak duygusal fırtınayı dindirebilir. Bu entegrasyon, çocuğun ileride kendi kendini sakinleştirme becerisini de geliştirir. Kısacası, mini masallar çocukların beyninde hem hormonlar düzeyinde sakinleştirici bir etki yaratır hem de uzun vadede duygularını yönetmeyi öğrenmeleri için gerekli sinirsel bağlantıları güçlendirir.
Hikâye Yapısının Psikolojik Faydaları
Bir masalı masal yapan şey nedir? Başlangıç-gelişme-sonuç yapısı! Çocuklar masallar sayesinde olayların bir sırası olduğunu, her problemin bir çözümü bulunabileceğini öğrenirler. UNICEF, öykülerin çocuklara “önce-sonra, neden-sonuç, sorun-çözüm” gibi kavramları öğrettiğini ve bunun yanında empati kurmak, yardımseverlik ve duygularını gösterebilmek gibi değerleri de kazandırdığını ifade ediyor[16]. Gerçekten de, klasik bir hikâye yapısı genellikle şu akışı takip eder: Önce mutlu bir durum, sonra bir sorun ortaya çıkar, kahraman bu sorunla mücadele eder ve sonunda bir çözüm bulur. Bu yapısal yolculuk, çocuk zihni için bir simülasyon gibidir. Zor bir duygu veya durumla karşılaştığında tıpkı masaldaki gibi bunun geçici olduğunu, bir çözüm yolu bulunabileceğini içselleştirir.
Psikologlar, masalların çocuklara esneklik ve dayanıklılık (resilience) kazandırmada da önemli rol oynadığını belirtiyor. Bir hikâyede karakterin hatalar yapıp bunlardan ders çıkararak yeniden denemesi, çocuğa hataların da öğrenme sürecinin normal bir parçası olduğunu öğretir[17]. Örneğin, çok sevdiği bir oyunda yenilen ve hayal kırıklığına uğrayan bir çocuğa doğrudan “Yenilgi de hayatın bir parçası” demek yerine, benzer bir durumu yaşayan bir masal karakteri göstermek daha etkili olabilir. Çocuk, karakterin duygusuyla birlikte kendi hayal kırıklığını da yaşar, sonra karakterin toparlandığını görünce umut etmeyi öğrenir[17]. Bu şekilde, masallar çocuklara hayatta zor anlar olsa da bunların aşılabileceğini, duyguların gelip geçici olduğunu öğretir.
Hikâye yapısının bir diğer faydası da çocuğa kontrol hissi vermesidir. Gerçek hayatta çocuklar genellikle karar verici değildir; bu da onları zaman zaman çaresiz hissettirebilir. Oysa masal dünyasında her şey mümkün ve çocuk için risk içermez. Bir masalı dinlerken veya okurken çocuk kendi hızında olayı kafasında canlandırır, gerekirse “Bu karakter başka ne yapabilirdi?” diye düşünebilir. Hatta uzmanlar, okuma esnasında çocuğa “Sence karakter şimdi ne hissediyor?”, “Sen olsan ne yapardın?” gibi sorular sormanın, çocuğun duygu tanıma ve problem çözme becerilerini pekiştirdiğini söylüyor[18]. Bu interaktif okuma yöntemiyle hikâye, tek yönlü anlatımdan çıkıp çocuğun katıldığı bir oyuna dönüşür. Çocuk, masalın akışına küçük kararlarla dahil oldukça, kendi hayatındaki durumlar üzerinde de düşünmeye başlar. Sonuç olarak, iyi kurgulanmış bir mini masal, çocuğa “Benzer bir durumda ben de çözüm bulabilirim” özgüveni verir.
Unutulmamalıdır ki her masal olumlu etki bırakmaz; içeriği yanlış seçilmiş veya çocuk için fazla ürkütücü detaylar barındıran hikâyeler ters tepebilir. Bu yüzden hikâye yapısı kadar, anlatılanların çocuğun gelişim düzeyine uygunluğu da önemlidir. Uzmanlar, pedagojik formasyondan yoksun bazı popüler masal anlatımlarının çocukların korkularını pekiştirebildiğine dikkat çekiyor[19][5]. Örneğin, çok korkutucu bir öcü hikâyesi, çocuğun korku duygusunu sağaltmak yerine artırabilir. Bu nedenle anne babalar olarak seçtiğimiz öykülerin mesajının olumlu ve çocuğa uygun olduğundan emin olmalıyız. Kahramanın sonunda güvende olduğu, sevgi ve çözüm içeren öyküler her zaman daha yapıcıdır. Böylece masalın psikolojik faydalarından tam anlamıyla yararlanabiliriz.
Evde Mini Masal Zamanı: Ebeveynler Nasıl Uygulayabilir?
Mini masalların faydalarını gördükten sonra, bunları evde uygulamanın yollarına bakalım. Masal zamanı, her şeyden önce, rutinin bir parçası haline getirilebilir. Örneğin, uyku öncesi 15 dakikalık hikâye okuma veya anlatma, hem günü sakinleştirmek hem de duyguları konuşmak için ideal bir zaman dilimidir. UNICEF, bebeklikten itibaren günde 10-15 dakikalık okuma rutininin beyin gelişimine ve duygusal güvene büyük katkı sağladığını vurguluyor[20]. Bu rutine, okul öncesi dönemde duygulara odaklanan mini masallar eklemek, çocuğun güne dair yaşadığı stresleri işlemeye yardımcı olabilir.
Evde hikâye anlatırken yaş uygunluğu temel kuralımız olmalı. 3-4 yaşındaki bir çocuk için çok uzun veya karmaşık bir hikâye sıkıcı olabilir; bu yüzden kısa ve basit tutmak önemli. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuğa 5-6 cümlelik mini bir masal yeterli gelebilir. Hikâyenin merkezine tek bir duygu veya durum koyun. Diyelim ki çocuğunuz paylaşmakta zorlanıyor ve bu yüzden sık sık öfkeleniyor. Ona şöyle bir mini masal uydurabilirsiniz: “Bir varmış bir yokmuş, Ormanlar Krallığı’nda oyuncaklarını kimseyle paylaşmak istemeyen küçük bir ayı varmış. Küçük ayı bir gün en sevdiği topu ile oynarken arkadaşları da oynamak istemiş ama ayı izin vermemiş. Bunun üzerine arkadaşları üzülüp uzaklaşmış. Ayıcık yalnız kalınca çok sıkılmış ve üzgün hissetmiş. Sonra topunu paylaşırsa oyunların daha eğlenceli olacağını fark etmiş. Ertesi gün topunu ortaya koymuş ve bütün arkadaşlarıyla neşeyle oynamış, birlikte gülmüşler. Küçük ayı o günden sonra hiçbir oyunu tek başına oynamamış, hepsi birlikte mutlu yaşamışlar.” Bu basit hikâyede çocuk, paylaşmamanın sonucunda ayıcığın yaşadığı pişmanlığı ve paylaşınca gelen mutluluğu görüyor. Masal boyunca kendi yaşadığı öfke ve inat duygusunu tanıyor, sonunda da çözümün nasıl iyi hissettirdiğini anlıyor. Böylece, bir sonraki sefer oyuncak konusunda benzer bir durum yaşandığında aklına bu hikâye gelebilir ve duygusunu daha rahat düzenleyebilir.
Masal anlatırken çocuğunuzu hikâyeye dahil edin. Ona sorular sormak çok etkili bir yoldur: “Sence şimdi bu kahraman ne hissediyor?”, “Sen olsaydın ne yapardın?” gibi sorular, çocuğun hem dikkatini canlı tutar hem de empati yapmasını sağlar[18]. Ayrıca ara ara rol yapma da deneyebilirsiniz. Örneğin, hikâyeyi okuduktan sonra oyuncaklarla canlandırmak veya karakterlerin yüz ifadelerini birlikte taklit etmek, çocuğun duyguyu bedeninde de ifade etmesine yardımcı olur[21]. Bu tür oyunlu tekrarlar, öykünün mesajının pekişmesini sağlar ve çocuğa duygusunu dışa vurması için yaratıcı bir yol sunar.
Kitap seçimi konusunda da stratejik davranılabilir. Özellikle öfke yönetimi, korkular veya üzüntü gibi konuları işleyen çocuk kitapları mevcut. Amerikan Pediatri Akademisi, duygular üzerine odaklanan resimli kitapların birlikte okunarak çocukla duygular hakkında sohbet edilmesini öneriyor[22]. Örneğin “Çok Öfkeli Çok” (When Sophie Gets Angry) ya da “Karanlık” (The Dark) gibi kitaplar, çocukların sık yaşadığı duyguları konu alır. Böyle kitapları okurken durup “Bu karakter neden böyle hissediyor?” diye sormak veya “Sen de bazen böyle hissediyor musun?” diye sohbet etmek, çocuğun kendi duygularını tanımasına yardımcı olur[18]. Hikâye bittiğinde, günlük hayatta benzer bir duygu patlak verdiğinde kitaptaki çözümü hatırlatmak da işe yarar: “Hani o kitapta küçük çocuk kızınca derin nefes alıyordu ya, hadi biz de deneyelim” gibi.

Kişiye Özel Masalların Önemi
Her çocuk özeldir ve yaşadığı duyguların sebepleri de kendine özgüdür. Bu nedenle kişiye özel masallar, çocuğun belli bir durumuna veya duygusuna birebir ayna tutabildiği için çok etkilidir. Çocuk edebiyatı uzmanları, hikâyede kendini gören çocuğun çok daha hızlı bağ kurduğunu ve mesajı derinden özümsediğini belirtir[23]. Örneğin, yeni bir okula başlama konusunda kaygı duyan bir çocuğa, ilk gün okulda benzer kaygılar yaşamış bir kahramanın hikâyesini anlatmak müthiş bir etki yaratır. Çocuk, kahramanın hislerini kendi hisleriyle özdeşleştirir ve çözüm adımlarını kendine uygulamaya başlar. Bir ebeveyn koçu olan Maggie Pouplis, “Çocuğunuzu, yaşadığı soruna benzer bir macerada kahraman yapın; kendini hikâyede gördüğünde duygularını ifade etmeye nasıl açıldığını göreceksiniz” diyerek bu yöntemin gücünü vurguluyor[24]. Gerçekten de, masalın içine çocuğun adını, sevdiği oyuncakları veya tanıdığı mekanları eklemek onu hikâyenin kahramanı yapar ve ilgisini katbekat artırır.
Kişiye özel mini masallar oluşturmak için profesyonel yardım almak da mümkün. Teknolojinin desteğiyle, Masalbotu.com gibi platformlar çocuğun adına ve ihtiyacına göre özelleşmiş masallar hazırlamayı kolaylaştırıyor. Örneğin, Masalbotu aracılığıyla çocuğunuzun yaşadığı spesifik bir durumu (kardeş kıskançlığı, tuvalet eğitimi kaygısı, ilk kreş günü vs.) seçip, onun adını ve bazı özelliklerini girerek kişiselleştirilmiş bir öykü üretebilirsiniz. Bu öykülerde kahraman sizin çocuğunuz olur; dolayısıyla anlatılan duygu ve çözümler doğrudan onu merkez alır. Kendi hayatının kahramanı olduğunu hisseden çocuk için verilen mesaj çok daha inandırıcı ve etkileyici olacaktır.
Ebeveyn geri bildirimleri, çocuğun adına özel yazılan masalların, sıradan hikâyelere göre çocuklar tarafından daha çok benimsendiğini gösteriyor. Düşünün, masaldaki kahramanın adı sizin yavrunuzun adı; onun sevdiği dondurma çeşidi, onun en çok korktuğu gök gürültüsü sesi hikâyede geçiyor... Çocuk bu hikâyeyi dinlerken “Bu gerçek benim hikâyem!” diyerek pür dikkat kesiliyor. Böyle bir bağ kurulduğunda, masalın verdiği mesaj da doğrudan kalbine hitap ediyor. Özellikle ayrılık kaygısı gibi konularda, anne-baba ve çocuğun birlikte rol aldığı kişisel masallar çok faydalı olabilir. Örneğin, işe giden annenin akşam eve mutlaka döndüğünü anlatan, kahramanı çocuk olan bir masal, ayrılık kaygısıyla baş etmekte harika bir araçtır.
Unutmayalım ki her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Kimi çocuk korkularıyla yüzleşmeye, kimi öfkesini kontrol etmeye, kimi ise utanç duygusunu yenmeye ihtiyaç duyabilir. Kişiselleştirilmiş mini masallar, bu farklı ihtiyaçlara tam da çocuğun diliyle cevap verir. Bu yöntem günümüzde öyle popüler oldu ki, pedagoglar ve çocuk psikologları da seanslarında çocuklara özel hikâyeler kullanmaya başladı. Siz de evde kendi masallarınızı yaratabilir veya Masalbotu.com gibi kaynaklardan destek alabilirsiniz. Önemli olan, masalın içeriğini çocuğunuzun duygusal dünyasına uygun hale getirmek ve onun anlaşıldığını hissettirmektir.
Sonuç olarak, mini masallar küçük yaşta büyük duygular yaşayan çocuklar için adeta sihirli bir tesir yaratır. Kısa hikâyelerin büyük etkisi vardır: Çocuğun kalbine dokunur, beynini sakinleştirir, duygularını dışa vurmasına yardımcı olur ve ona çözüm yolları gösterir. Ebeveynler olarak bizler de bu gücü arkamıza alarak zor anlarda masalların rehberliğine başvurabiliriz. Unutmayın, her masal küçük bir terapidir ve her çocuk, hikâyesini duydukça büyür. Şimdi belki de masal zamanı gelmiştir – haydi ışıkları biraz kısın, çocuğunuzla sarılın ve duyguların dilinden konuşan o büyülü mini masalınız başlasın...
Kaynakça
1. UNICEF Armenia (2020). Why Read Aloud with Your Child? – Yüksek sesle kitap okumanın çocuk gelişimine faydalarını anlatan makale[25].
2. Guilherme Brockington ve ark. (2021). “Storytelling increases oxytocin and positive emotions and decreases cortisol and pain in hospitalized children” – Masal okumanın çocuklarda oksitosin artırıp kortizol düşürdüğünü gösteren PNAS çalışması[13][14].
3. American Academy of Pediatrics, HealthyChildren (2023). Recommended Reading: Books to Teach Kids About Feelings & Resilience – Kitap okumanın çocukların duygularını tanımasına ve empati geliştirmesine yardımcı olduğunu vurgulayan kaynak[22].
4. ChildBuilders (2025). Teaching Kids Emotional Intelligence Through Stories – Hikâyelerin duygusal zekâ öğretimindeki rolünü açıklayan ebeveyn rehberi[6][17].
5. Masal Dergisi (2025). Yusuf Duru, Masalların Çocuk ve Yetişkin Psikolojisi Üzerine Etkileri – Masalların çocukların bastırılmış duygularını dışavurum aracı olabileceğini belirten Türkçe makale[4][5].
6. Dan J. Siegel & Tina Payne Bryson (2011). The Whole-Brain Child – “Name it to tame it” (Adını koy, yatıştır) tekniğiyle hikâyeleştirmenin çocuk beynindeki duygusal fırtınaları dindirmeye yardımcı olduğunu ileri süren kitap[11].
7. Maggie Pouplis (2024). The Power of Storytelling and Connection – Çocukları kendi hikâyelerinin kahramanı yaparak duygularını ifade etmeye teşvik etme önerisini içeren blog yazısı[24].
8. Harvard Health Publishing (2021). Stories Connect Us – Masal dinleyen çocuklarda oksitosin artışı, kortizol azalması ve empati gelişimi bulgularını özetleyen makale[9].
Referanslar
[1] [11] Whole-brain Child Handouts - Dr. Dan Siegel
https://drdansiegel.com/whole-brain-child-handouts/
[2] Handling Big Emotions
[3] [4] [5] [19] Masalların Çocuk Ve Yetişkin Psikolojisi Üzerine Etkilerine Dair Bir Araştırma - Masal Dergisi
[6] [7] [10] [17] [18] [21] Teaching Kids Emotional Intelligence Through Stories | ChildBuilders
https://childbuilders.org/news/teaching-kids-emotional-intelligence-through-stories/
[8] [16] [20] [25] Why Read Aloud with Your Child? | UNICEF
https://www.unicef.org/armenia/en/stories/why-read-aloud-your-child
[9] Harmonia Kids – Çocuk gelişimi ve psikoloji temelli, yaş gruplarına uygun masallar
https://harmoniakidsglobal.com/
[12] [15] [23] [24] The Power of Storytelling and Connection: An Empowered Parenting Guide
[13] [14] Storytelling reduces pain and stress, and increases oxytocin in hospitalized children
https://medicalxpress.com/news/2021-05-storytelling-pain-stress-oxytocin-hospitalized.html
[22] Recommended Reading: Books to Teach Kids About Feelings & Resilience - HealthyChildren.org
Bu Yazıyı Tamamlayan Okuma Önerileri

Geliştiren Anne-Baba
Doğan Cüceloğlu

Renk Canavarı
Anna Llenas

Bütün-Beyinli Çocuk
Daniel J. Siegel



Yorumunuzu Yazın
✨ Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!